Yalçın Küçük’ün Sabetayist tezi… Bağcılar çocuğu Hasan Can Kaya… Neslihan Atagül bu yazının neresinde…

Hürrem Elmasçı

Çocuklar… Affetsin beni Hasan Can Kaya, adını biliyordum ve bir kaç esprisini duymuştum. Siz tanırsınız, Türk komedyen ve stand-up komedyeni.

Cumartesi günü iki torun bendeydi, Ankara’daydık… Sohbetimiz başarılı gençlerden açıldı. Sevgili Hasan Can Kaya adı burada geçti. İstanbul’un gecekondu semtlerinden Bağcılar evladı…

Çocuklar, anne tarafımın bir bölümü İstanbul Bakırköylü, 1950’lerde ben minicikten hatırlıyorum oraları… Hani söz vardır, “buralar eskiden hep dutluktu-köylüktü!”

Avaz Köyü, Ayapa Köyü, Ayayorgi Köyü, Çıfıtburgaz Köyü, Vidoz Köyü ve Yeni Bosna Köyü şimdiki Bağcılar topraklarıydı.

Bu köyler zamanla Esenler oldu, Güngören oldu, Kocasinan oldu, Mahmutbey oldu, Yavuz Selim oldu, Yeşilbağ oldu, Yıldıztepe oldu. Oldu da oldu, çok büyüdü. Eskiden Rum köylüler yaşardı buralarda…

1980’lerde artan göç sonrası 22 mahalle doğdu. Bağcılar çok büyüdü yani çocuklar… Zamanla bizim Bakırköy semtinden de koptu… Sanırım bugün 800 bine yaklaşan nüfusu var Bağcılar’ın…

Merdiven altı dâhil olmak üzere ilçede tekstil lokomotif sektör… Nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan genç nüfus tekstil sektöründe çalışıyor…

Bağcılar yoksulların semti çocuklar…

BAĞCILAR “APAÇİLERİ”

Sadece Hasan Can Kaya değil, Rapçiler de var.

Bizim torunlar takip ediyor; Canbay varmış, Wolkern varmış, Heijan varmış…

-“ Burası Bağcılar Velkam Tu Cehennem!”

Bu çocukların şarkılarını milyonlar dinliyormuş; “Bonzai Bom- Kafam Trilyon…”

Çatı Records diye müzik stüdyoları bile varmış…

Sadece Rapçiler yok. Mesela öğrendim ki Neslihan Atagül var. Kadir Doğulu ile evli olan güzel kızımızın fotoğrafını torunlar gösterince hatırladım, çok seviyorum, başarılı buluyorum kızımızı…

“Varoş” denen Bağcılar’dan çıkan Hasan Can Kaya gibi gençler bugünün Türkiye’sinde büyük isim yaptılar. Herkesin gönlünde taht kurduğuna eminim…

Çocuklar bu arada şunu yazmalıyım; sizlerin dilinden hiç anlamıyorum; Bağcılar çocuklarına “Apaçi” mi diyorsunuz? “Keko” – “Kıro” anlamında mı bu, anlayamıyorum.

Ne derseniz deyin fırsat bulunca, fırsat yakalayınca bu hakir gördüğünüz çocuklar ne başarılara imza atıyor, görüyorsunuz…

YALÇIN “HOCA”

Torunlar ile Bağcılar’dan çıkıp şöhreti yakalamış gençlerin hayat öykülerini dinlerken aklıma Prof. Yalçın Küçük geldi. Bizim Mülkiye’de bulunmadı ama Ankara küçük çevredir çocuklar herkes birbirine tanır, Yalçın Küçük’e herkes “Hocam” diye hitap eder. ODTÜ’den Gazi Üniversitesi’ne binlerce öğrenci yetiştirdi. Yazıları ve kitaplarıyla da bizlere “hocalık” yaptı…

Yalçın Hoca 1990’ların sonundan itibaren “Yahudi Dönmesi” denen Sabetayistler üzerinde çalıştı. Kitaplarını satırların altını çize çize okudum. Neyse, konum Sabetayistler değil…

Ama şunu yazmalıyım ki Yalçın Hoca’nın Sabetayistlere hep önyargılı bakan, her şerrin altında onları arayan muhafazakâr düşünceden farkı var. Bir kere şu gerçeğin altını çizdi hep:

-“Sabetayistler olmasaydı, bu cumhuriyeti kuramazdık… İbrani olma ihtimalini yüksek tutuyorum. Bundan da hiç rahatsız olmam

Yalçın Hoca bir teori oluşturuyordu ve bizim gibi az gelişmiş “beyinlerin” çok olduğu ülkede bu iş zordur, mutlaka anlaşılmaz olursunuz! Neler demediler ki Hoca hakkında, ayıp, cehalet…

Hep dediğim gibi konuyu uzatmak da üstüme yok. Şuraya geleceğim. Yalçın Hoca defaatle yazdı, söyledi:

– “Her yere, hiçbir kabiliyetleri olmadığı halde, sadece Sabetayistlerin gelmesine isyan ediyorum… Bütün köşe başlarını tutmuşlar. Bugün eğlence sanayine, televizyon sanayine, reklam sanayine İbrani olmayan giremez; bunu açıkça söylüyorum.”

Yani Yalçın Küçük dedi ki:

-En iyi şarkıcı, en iyi manken, en iyi artist, en iyi oyuncu, en iyi futbolcu, en iyi gazeteci, en iyi düşünür hep “Sabetayist lobisinden” çıkıyor. Onun destek vermediği zirveye ulaşamıyor…

Bu tez ne kadar doğru? Üzerinde tartışılması şart değil mi?

Düşünüyorum da, geçmişte Yalçın Hoca’nın tezi doğru olabilir ama bugün zor! Çünkü, “Sabetayist lobinin” artık gücü yok! Medya bile çok el değiştirdi…

Hasan Can Kaya’nın röportajlarını dinlediniz mi? Şöhrete ulaşmak için medya sektöründe nasıl sömürüldüğünü anlatıyor. Sonunda kendi şansını yaratarak bugünlere ulaşıyor… Eminim Bağcılar’ın diğer çocukları da benzerini yaptı.

Çocuklar, eminim fırsat verilirse hepiniz neler yaparsınız neler… Gerçi Yalçın Hoca bu yazımı okusa, “anlamıyorsunuz kültürü bozmak için bu çocukları kullanıyorlar” derdi. Ah hocam ah, eksikliğiniz o kadar belli oluyor ki. Tezlerinde hep iddialı oldu.

Hasan Can Kaya “bozmak” için mi ortaya çıkarıldı?

Hasan Can Kaya lobi düzenini bozarak mı hak ettiği yere geldi?

Siz ne dersiniz?

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*